Modern Çağ Hastalıkları:Depresyon ve Anksiyete

Çağımızda sık sık karşılaştığımız iki terim:

Depresyon ve Anksiyete. Bilimsel olarak ağırlıklı olarak genetik bozukluk veya beyin hastalıklarına dayandırılıyor. Çözüm olarak ise bulundukları durumda “yanlarında” var olanlar hakkında, profesyoneller tarafından bilgilendirmeler yapılıyor. Bu yapılan ise içinde bulunduğumuz depresyon/anksiyete halinin sürmesine izin veriyor. İyileşmek için daha yararlı yollar varken neden bu hali sürdürelim?Mevcut sistem, insanları yaşamlarının kendi kontrolünde olmadıklarına inanmaya itiyor ve bizleri, profesyoneller, ilaçlar ve günlük olarak yönetilmesi gereken diğer şeylere bağımlılığa teşvik ediyor.Tek yapmamız gereken bununla baş edebileceğimizi ve hızlı bir çözüme ihtiyaç duymadığımızı kabullenmek. Güçlendirilmesi gerekenleri güçsüzleştirdik. En çok ihtiyacımız olan umut yerine korku dolu bir yaşamını sürdürdük.
Karanlıktan çıkış yolunu nasıl bulabiliriz?

Sorumluluk Alın

1.Kendi sağlığınız ve mutluluğunuz için tam sorumluluk alın. Siz güçsüz değilsiniz ve eğer kendinizi iyi çözümlerseniz, nasıl iyileşeceğinizi bulabilirsiniz.

2.Anksiyete veya depresyon deneyiminiz, yaşamınızda değişiklik yapmanız için oluşan bir iç güdüsel dürtü olduğunu kabul edin. Mesela kurstan ayrıldınız ve bu oluşan bu boşluğu, doldurmanız için oluşan çağrı.

3.Olumsuz düşünceleriniz ve duygularınızla başa çıkmak için kendi dışınızdaki bir şeye bağımlı olmaktan kaçının. Bu dönemde insanlara, yiyeceklere, alkole ve uyuşturuculara (yasal ve yasadışı) kolayca bağımlı olabilirsiniz.

4.Bilenleri dinleyin. Hayatınızı nasıl yaşayacağınızı söylemek isteyen birçok insan var, ancak onlar bu söylediklerini başaramadılar. Sadece istediğin şeyi başarıyla gerçekleştirenleri dinleyin. Deneyim, en iyi öğretmendir.

Hayatınızı nasıl yaşayacağınızı söylemek isteyen birçok insan var, ancak onlar bu söylediklerini başaramadılar. Sadece istediğin şeyi başarıyla gerçekleştirenleri dinleyin. Deneyim, en iyi öğretmendir.

5.Kalbinizin sesini dinleyim. İhtiyacınız olan tüm cevapları kendi içinizde bulabilirsiniz. Başkalarının söylediklerine değil, kendinize güvenin. Kimse, sizi kendinizden daha iyi tanımıyor.

6.Tam olarak ne hissettiğinizi öğrenin ve bunu kabullenin. Bu hisleri kendinizden uzun süre saklayamazsınız. En derindeki duygularınızı dinleyene kadar, bu hisler sizi huzursuz etmeye devam edecek.

7.Etrafınızdaki insanlara nasıl hissettiğiniz konusunda dürüst olun. Başkalarına karşı dürüst olduğunuzda daha anlaşılır hale gelirsiniz. Bu sayede gerektiğinde ihtiyaç duyduğunuz desteği aldığınızı göreceksiniz. Hayatta kalmak için başkalarıyla bağlantıya ihtiyacımız var.

8.Uyku, diyet, egzersiz, rahatlama gibi günlük detaylara bu dönemlerde normalden daha fazla dikkat edin. Bu bencillik değil, YAŞAM. Bunu kendinize ve sevdiklerinize borçlusunuz.

9.İşleri yavaşlatın ve sessizliği meditasyon yoluyla kucaklayın. Özellikle stresliyseniz her şeyi hızlandırmak cazip gelebilir. Bu dönemde ihtiyacınız olan sessizliktir.
Biliyoruz ki bu söylediklerimiz herkes tarafından bilinen şeyler ama unutmayın ki Napoleon Hill‘in dediği gibi; “her olumsuzluk, her başarısızlık, her kalp ağrısı, eşit ya da daha büyük bir faydanın tohumlarını beraberinde taşır.” 
Henüz bilmesek bile fark ettiğimizden daha güçlüyüz!

Report

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Tepki ver!

0 points
Upvote Downvote

Türk Kültürünü Yansıtan Ödüllü Filmler

En İyi Anne-Çocuk Blogları